ARIF Kişi Ne Demek?
İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, insanların birbirlerine “Arif kişi” dediklerini sıkça duyarım. Bu kelime, aslında çok derin bir anlam taşır; fakat çoğu zaman sadece bir kavram olarak geçiştirilir. Arif kişi, halk arasında genellikle bilgi sahibi, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen, derin bir anlayışa sahip biri olarak tanımlanır. Ancak bu kavramın toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi konularla ilişkisini düşündüğümüzde, anlamının ne kadar değişebileceğini fark ediyorum. Günlük yaşamda karşılaştığım farklı gruplar, bu kelimenin anlamını ne şekilde deneyimliyor? Gelin, hep birlikte bunu keşfedelim.
Arif Kişi Kavramı ve Toplumsal Cinsiyet
Bir toplu taşıma aracında otururken, yanımda iki kadın ve bir erkek konuşuyordu. Kadınlardan biri, “O, gerçekten çok arif bir kişi, her şeyi çok iyi bilir,” dedi. Ancak hemen ardından erkek, “Ama biz kadınız, bize göre arif olamayız ki, çünkü sadece erkekler arif olabilir,” diye ekledi. Bu cümle, arif kişi kavramının toplumsal cinsiyetle nasıl ilişkili olduğunun farkına varmamı sağladı.
Toplumda, arif olmanın genellikle erkeklerle ilişkilendirilmesi, tarihsel ve kültürel bir mirastan kaynaklanıyor. Kadınlar, özellikle geleneksel toplumlarda, bilgi ve bilgelik açısından daha çok “aile içi” rollerle sınırlandırılmışken, erkekler toplumsal olarak “arif” kabul edilen kişilerdir. Bu, aslında sadece dilde değil, sosyal hayatta da sıkça karşılaştığımız bir gerçektir. Erkeklerin, “arif” olarak tanımlanması, sadece onların daha fazla bilgiye sahip olduğu anlamına gelmez; aynı zamanda toplumsal olarak erkekliğe biçilen bir anlamın da dışa vurumudur.
Kadınlar ise çoğunlukla “merhametli” ya da “annelik” gibi rollerle özdeşleştirilir. Bu nedenle, kadınların bilgi ve bilgelik adına “arif” olarak tanımlanması pek yaygın değildir. Birçok kadının bu tür toplumsal normlara karşı durarak kendi alanlarında “arif” olmaya çalıştığını gözlemliyorum. Ancak bu, bazen onları toplumun diğer üyeleri tarafından “yabancı” bir şey yapar.
Arif Kişi Kavramı ve Çeşitlilik
Farklı kültürler, toplumsal cinsiyetin ötesinde, arif kişi kavramını çok farklı şekillerde tanımlar. Geçenlerde bir arkadaşım, “Bu kadar farklı insan arasında, kimin arif olduğunu nasıl bilebilirsin?” diye sordu. Bu soru, aslında çeşitliliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Hepimiz farklı geçmişlerden geliyoruz ve bu da bilgiyi ve bilgelik anlayışımızı etkiliyor.
Örneğin, İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan insanlar, “arif” olma kavramını farklı şekillerde deneyimliyorlar. Bir mahallede büyüyen biri, belki çok eski geleneksel hikâyelerle büyürken, başka bir semtte yaşayan birisi dijital dünyanın “arif” kişisi olabilir. Bu çeşitlilik, toplumun farklı katmanlarında neyin değerli olduğuna dair farklı anlayışlar yaratıyor.
Toplumumuzda, özellikle eğitim düzeyi, gelir seviyesi ya da yaşam tarzı gibi faktörler de bir kişinin “arif” olarak kabul edilmesini etkileyebiliyor. Örneğin, bir işyerinde işçi sınıfından gelen bir kişi, yöneticiler tarafından “arif” olarak görülmeyebilir. Halbuki, bu kişinin hayat bilgisi, toplumun diğer üyelerinden çok daha derin olabilir. Ama eğitimdeki eşitsizlikler ve toplumsal sınıf farklılıkları, bu kişilerin seslerini duyurmasına engel olabilir.
Arif Kişi ve Sosyal Adalet
Arif kişi kavramının sosyal adalet ile olan bağlantısı çok daha derin. İstanbul’daki bir sosyal hizmet merkezi projesinde çalışırken, farklı toplumsal gruplardan gelen insanlarla sürekli etkileşimde oldum. Arif kişi olmak, sadece bireysel bilgi birikimiyle değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri görme ve bu eşitsizlikleri düzelme çabasıyla da ilişkilidir.
Bir sivil toplum kuruluşunda, bazen sokakta yaşayan bireylerle sohbet ediyorum. Onlardan birinin “arif” olarak tanımlanması, çok fazla sosyal sorumluluk taşıyan bir insan olduğunu gösteriyor. Çünkü o kişi, toplumun en dışlanan kesiminden biri olmasına rağmen, her gün karşılaştığı zorluklarla başa çıkmayı ve bu deneyimlerden öğrenmeyi başarıyor. Toplumsal adalet ve eşitlik mücadelesinde de bir nevi “arif” oluyor. Çünkü gerçek bilgelik, sadece kitaplardan ya da eğitimli bir çevreden gelmez; insanın yaşamı boyunca edindiği deneyimler de önemli bir bilgi kaynağıdır.
Ancak, bu deneyimlerin, toplumun geneline ulaşması bazen engelleniyor. Arif kişilerin, özellikle toplumsal olarak dışlanmış gruplardan gelen insanların, seslerinin duyulması için sosyal adaletin sağlanması şarttır. Arif kişi olmak, sadece bireysel başarı değil, aynı zamanda çevresindekilerin de eşit haklara sahip olması için mücadele etmeyi gerektirir.
Sonuç: Arif Kişi Kimdir?
Sonuçta, arif kişi, sadece çok şey bilen ya da manevi açıdan olgunlaşmış biri değildir. Arif kişi, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, toplumun ezilen ve dışlanan kesimlerinden gelen kişilerin de gözlemlerini ve deneyimlerini önemseyen bir figürdür. Arif kişi olmak, bilgiyle değil, aynı zamanda insanlara karşı duyulan saygı, eşitlik ve toplumsal sorumlulukla ilgilidir.
Günlük hayatımda bu kavramla karşılaştıkça, onu sadece bir “bilgi sahibi” olarak görmektense, bir insanın toplum için ne kadar sorumluluk taşıdığını düşünmeye başladım. Arif kişi, her zaman kendini ve çevresini daha iyiye taşıyan, bilgiyi paylaşan, toplumsal eşitliği savunan bir kişidir.